ANA SAYFA
  FORUM
  DESTEK OLUN
  ALLAH C.C
  PEYGAMBER EFENDIMIZ
  KURAN-I KERIM
  PEYGAMBERLER VE ALIMLER
  YASIN-I SERIF MEALI
  NAMAZ- ABDEST
  HAC VE ONEMI
  ILMIHAL
  KIYAMET
  ADAB-I MUASERET
  MUBAREK GUN-GECE
  HURAFELER
  KISSADAN HISSE
  TESETTUR
  DINI SUALLER
  AKAIDE GIRIS
  DUALAR UZERINE
  ISLAM TASAVVUFU
  HADIS ELKITABI
  EL LU VEL MERCAN
  MERAK EDILEN KONULAR
  IDARECILIK BILGILERI
  SUNNET VE BIDAT
  AILE BILGILERI
  DINI PROGRAMLAR
  HARITA
  BEBEK ISIMLERI
  RESIMLER
  TARIHIMIZ
  MENKIBELER
  POWERPOINT DOSYALAR

Veda Hutbesi
Veda Hutbesi
Bismillahirrahmanirrahim

EY İNSANLAR!

Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.
İNSANLAR!

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.


ASHABIM!

Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.


ASHABIM!

Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz deAbdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

ASHABIM!

Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.


İNSANLAR!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

İNSANLAR!


Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki
hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.


MÜ'MİNLER!


Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur'andır.
MÜ'MİNLER!
Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...


ASHABIM!

Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

İNSANLAR!

Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

İNSANLAR!

Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.
İNSANLAR!
Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

"-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

Şahid ol yâ Rab!
Şahid ol yâ Rab!
Şahid ol yâ Rab!

Kütüphanem
yeni makale» 40 Hadis
yeni makale» Dua nedir? Çeşitli Dualar
yeni makale» Din Nedir?
yeni makale» İman Nedir? Nasıl edilir?
yeni makale» Adab-ı Muaşeret
yeni makale» Hz.Muhammed Hayatı
Makaleler
yeni makale bu gerçekten önemlimi?
yeni makale
aile bağlarını koparmak...
yeni makale
Avrulalı kadını taklit
yeni makale
yarım hoca dinden eder
yeni makale
Gençliğin intihar koşusu
yeni makale
beşik ile kabir arası
yeni makale 
Ezanda geçen Haydin ...
Adab-ı Muaseret
yeni makale» Selamlasma Adabi
yeni makale» Saygı Adabı
yeni makale» Kardeşlik Adabı
yeni makale» Komşu Adabı
yeni makale» İzin İsteme Adabı
yeni makale» Yemek Adabı
yeni makale» Elbise Adabı
yeni makale» Doğruluk Adabı
yeni makale» Sır Tutma Ahlakı
Namazlar(Resimli)
yeni makale» Namazın Kılınışı Resimli
yeni makale» Namaz sureleri
yeni makale»
Cuma Namazı Kılınışı
yeni makale»
Bayram Namazı
yeni makale»
Cenaze Namazı
yeni makale»
Kaza Namazı
yeni makale» yolcu namazı
yeni makale»
Sehiv Secdesi (Unutma Secdesi)
Abdest (Resimli)
yeni makale» Abdestle ilgili Bilgiler
yeni makale»
Abdest Alınışı Resimli
yeni makale»
Abdesti Bozan ve Bozmayan yeni makaleDurumlar
yeni makale»
Gusülle ilgili Bilgiler
yeni makale»
Teyemmüm Bilgiler
yeni makale»
Teyemmüm Resimli
Mubarek Gün-Gece
yeni makale» Kadir Gecesi
yeni makale»
Mevlüt Kandili
yeni makale»
Regaib Kandili
yeni makale»
Miraç Kandili
yeni makale»
Beraat Kandili
yeni makale» Üç Aylar
yeni makale» Kandil Mesajları
Kıssadan Hisse
yeni makale» 33 ADIM
yeni makale»
86400 Saniye
yeni makale»
Hüzün
yeni makale»
İcki Icmek
yeni makale»
Sakat Köpek
yeni makale»
Kirlangic
yeni makale»
Sevgi Agaci
yeni makale»
Yaban Kazlari
Önemli Dini Bilgiler
yeni makale» Oruç ile ilgili Bilgiler
yeni makale» Zekat ile ilgili Bilgiler
yeni makale» Hac ile ilgili Bilgiler
yeni makale» Kurban ilgili Bilgiler
yeni makale» VEDA HUTBESİ
Hurafeler
yeni makale» SiHiR = BÜYÜ
yeni makale» Çaput Bağlamak
yeni makale» MUSKA
yeni makale» Mum Yakmak
yeni makale» Kurşun Dökmek
yeni makale» Fal Açmak
yeni makale» Günlerin Uğursuzluğu


www.islamanahtari.tr.gg

1-Âfetü’l ilmi en nisyanü: İlmin afeti unutmaktır.
************************
2
-Ettuhuru şatru’l iman: Temizlik imanın yarısıdır.
************************
3-A’kilhâ ve tevekkel: (Deveyi) bağla ve tevekkül et.
************************
4-Sûmû tesihhû: Oruç tutun, sıhhat bulun.
**********************
5-Es-salâtü imâdü’d dini: Namaz dinin direğidir.
*************************
6-Talebü’l helali cihadün: Helal peşinde koşmak cihaddır.
******************************
7-El-kelimü’t tayyibetü sadakatün: Güzel söz sadakadır.
***************************
8-El cennetü tahte zılâli’s süyuf: Cennet kılıçların gölgesi altındadır.
*************************
9-El mecalisü bi’l emaneti: Meclislerdeki sözler emanettir.
***************************
10-Ed-dellü alel hayri kefailihi:Hayra vesile olan yapan gibidir.
****************************
11-El cennetü dâr-ül eshıya: Cennet cömertler yurdudur.
*************************
12-Es- savmü nısf’us sabr: Oruç sabrın yarısıdır.
************************
13-Es sabru nısf’ul iman: Sabır imanın yarısıdır.
***********************
14-Et tebessümü sadakatun: Tebessüm etmek sadakadır.

************************
15-Es sabru miftahul ferec: Sabır, başarının anahtarıdır.
************************
16-Es sabru ınde sadmetül ula: Sabır, musi,betin ilk anındakidir.
************************
17-Efdalü’l ibadeti edvamuha: İbadetin efdali devamlı olanıdır.
************************
18-El Kur’anü hüved deva: Kur’an, sırf devadır.
************************
19
-Men samete reca: Dilini tutan kurtuldu.
************************
20-Re’sü’l hikmeti mehafetullah: Hikmetin başı Allah korkudur.
************************
21-El idetü atiyyetün: Vaad edilen verilmelidir.
************************
22-Ed duaü silahu’l mümin: Dua müminin silahıdır.
************************
23-İsmah yusmah leke: Müsamaha et ki sende göresin.
************************
24-Es salatü nur’ul mümin: Namaz müminin nurudur.
************************
25-En nedametü tevbetün: Pişmanlık tövbedir.
************************
26-El mescidü beytü külli takiyyin: Mescid, takva sahiplerinin evidir.
************************
27-Ed dinü en nasiha: Din nasihattir.
************************
28-Ed duaü hüvel ibadetü: Dua ibadettir.

 

************************
29-El cümuatü haccü’l mesakin: Cuma fakirlerin haccıdır.
************************
30-Hüsnü’s suali nısfu’l ilim: Güzel soru, ilmin yarıdır.
************************
31-Es selamü kable’l kelam: Önce selam, sonra kelam.
************************
32-İzâ gadibte fe’skut: Öfkelendiğinde sus.
************************
33-Kesretü’d dahiki tumitül kalb: Çok gülmek kalbi öldürür.
************************
34-Es savmu cünnetün: Oruç kalkandır.

35-Es subhatü temneu’r rızk: Sabah uykusu, rızka engeldir.
************************
36-El hamrü ummü’l habais: İçki, kötülüklerin anasıdır.
************************
37-Zina’l uyûni en nazaru: gözlerin zinası bakmaktır.
************************
38-El kanâatü mâlün la yenfedü: Kanaat bitmez bir sermayedir.
************************
39-El hayaü minel iman: Hayâ(utanma duygusu) imandandır.
************************
40-El mer’ü ala dini halilihi: Kişi, arkadaşının dini üzeredir.
www.islamanahtari.com
huzurlu adresiniz

ISTIMDAD TEVESSUL SEFAAT

İSTİMDAD - TEVESSÜL ve ŞEFAAT MESELELERİ

- İstimdâd; yani himmet istemenin dindeki yeri nedir? Mürşid-i kamilin gıyabında himmet istenebilir mi? Allah'tan başkasından İstimdad; meded ve fayda beklemek var mı?
- İstimdad; yardım, meded ve himmet istemek demektir. Önce şunu peşin olarak belirtmeliyiz: Her türlü yardımın kaynağı ve başvurulacak mercii Allah Teala hazretleridir. Allah'tan başkasından doğrudan yardım dilemek sözkonusu olamaz. Tasavvufta Hz. Peygamber, tarikat pîri veya şeyh gibi maneviyat büyüklerinden İstimdad, doğrudan onların şahıslarından yapılan bir taleb olarak değerlendirilmemelidir. Böyle bir İstimdad, onların ind-i ilahîdeki derece ve değerlerinden yararlanmak için bir tevessüldür. Bu şahıslar hakkındaki manevi sevgi ve hüsn-i zannın bir ifadesidir. İnsan, beşer olmanın gereği sığınma duygusu taşır. İstimdad sığınma duygusunun bir tezahürüdür. Çocuk anne-babasına, talebe hocasına, mürid şeyhine sığınmak ve yakın olmak ister. Nasıl küçük bir çocuk anne-babasının yanında daha güvende olduğunu sanır ve onlardan uzakta iken: "Anne!.. Baba!.." diyerek ebeveyninden meded umarsa mürid de öyledir. O da kendisini mürşid ve manevî büyüklerin yanında daha bir güvende hisseder. Onlardan uzak olduğu zaman ise annesine seslenen yavru gibi onlara sığınır. Ancak mürid, sülûkünde ilerleyip fena fillah'a erdikçe bu sığınmanın doğrudan Allah'a olması gerektiğini; şeyhine yaptığı istimdadın da aslında Allah'dan onun adına bir meded talebi olduğunu anlayıp Allah'a iltica eder.
Tasavvuftaki vahdet-i vücûd anlayışındaki "insan-ı kamil" telakkîsi, Allah ve Rasûlü'nün ahlakıyla ahlaklanmış, kemal sıfatlarıyla muttasıf ve Hakk'ın mazharı demektir. Bu yüzden de ruhanî bir tasarrufa mazhar kabul edilir. "Mazhar kabul edilir." diyoruz, çünkü gerçek tasarruf Allah'ındır. Kul veya kişi, bu tasarrufun görüntüsüdür. Vahdet-i vücûd telakkîsinde bütün fiiller Allah 'ındır. Kudret ve kuvvet sadece O'na aiddir. Meded ve himmet istenen kişinin bizzat kendisinde bir varlık görüp taleb ondan beklenecek olursa, elbette caiz olmaz. Sahibini şirke düşürür. Ama "ya Rabbi, benim sana şahsım adına elimi açmaya yüzüm yok, nezdinde sevgili kulun olduğuna hüsn-i zann ettiğim falan kulun hürmetine bana meded eyle!" anlamında bir İstimdad insanın benlik duygularını da siler. Böyle bir himmet ve meded talebinin gıyabda olması ile, huzurda olmasının bir farkı yoktur.
- Allah'a ibadet sırasında veya camide şeyhten meded istemek caiz midir? Allah neden peygamberleri vesile kılmıştır? "Allah'a, peygamberine ve ülü'l-emre itaat edin" ayet-i celîlesinde geçen itaat edilecekler arasına mürşid-i kamiller de girer mi?
- Şeyhden veya herhangi bir pirden istimdad genellikle darda kalındığı zamanlarda yapılır. Bu işi yapacak olanın hadis ile kadimi ayırabilecek durumda olması gerekir. İbadet sırasında ve camide meded dilemek ancak Allah'tan olur. Çünkü namazda her rekatta Fatiha okurken: "Ancak sana kulluk eder, ancak senden yardım dileriz." diyoruz. Bu da zaten istiane ve istimdadın sadece O'ndan olacağını göstermektedir.
Allah'ın peygamberleri vesîle ve vasıta kılması, insanlara ilahî mesajını canlı olarak göstermek içindir. İlahî hükümlerin uygulanabilirliğini fiilen göstermek ve insanlara "nûmune-i imtisâl'' olmalarını sağlamak içindir. Peygamberler tebliğ ve irşad ile hidayetlerine vesîle oldukları ümmetlerinin örnek şahsiyetleri ve ahırette de şefaatçılarıdır. İnsan soyut konuları algılamakta zorlandığında bunları somut hale getirmiş peygamberler işi kolaylaştırmaktadır. Peygamber varisi ariflerin durumu da aynıdır.
"Allah' a, Rasûlü'ne ve sizden olan ülü'l-emre itaat edin!" (en-Nisa, 4/59) ayet-i celîlesinde geçen "ülü'l-emr" birinci derecede müslümanların yöneticileridir. Bu yöneticiler kavramının içine siyasî ve idarî otoriteyi temsil edenler girdiği gibi, manevî otoriteyi temsil edenler de girer. Çünkü onlar da insanlara manevî ve ruhî hayatlarını düzenleyecek tavsiyelerde bulunmakta ve rehberlikte bulunmaktadırlar. Hatta bir mürid, intisab ederken şeyhine itaat edeceğine ve onun tavsiyelerini tutacağına dair söz vermektedir.
- Hastalık sırasında doktor şifaya vesile kılınıp şirk olduğu söylenmezken bir mürşid-i kamilin batını hastalıklara vesile kılınması neden şirk olarak yorumlanıyor? Cemaat ile namaz kılarken imam, cemaat ile Allah arasında vesile midir?
- Hastalık sırasında doktor şifaya vesîle kılınmaktadır. Aslında şifayı verecek olan Allah'tır. Ama Allah Teala herşeyi bir sebebe bağlı olarak halk ettiği için şifayı da tedavîye bağlı kılmıştır. Tedavi, mualece; yani sadece ilaçlanmak demek değildir. Dua ve telkin de bunun kapsamına girer. Maddi hastalıkların olduğu gibi manevî hastalıkların da tedavisini verecek; hastayı hidayetle manevi şifaya kavuşturacak olan Allah'dır. Mürşid veya tabîb-i manevînin doğrudan yapabileceği hiçbir şey yoktur. O sadece aracıdır. Onun himmeti, şifa arayan müsterşidin gayretleri, Cenab-ı Hakk'ın inayetine mazhar olduğu zaman hidayet ve şifaya dönüşür. Maddî hastalıklar ile manevî hastalıkların tedavî ve şifa bakımından birbirine benzeyen yanları çoktur. Her ikisinin de doktoru ve ilacı vardır. Her ikisinde de "Şâfî" Allah'tır. Önemli olan kalblerdeki niyyetlerdir. Hasta tedaviyi doktordan görmez, Allah'dan görürse o takdirde şirk kokusu ve korkusu maddî hastalıkta da, manevî hastalıkta da sözkonusu olmaz. Cemaat ile namaz kılarken imamın konumu vesîle olarak değerlendirmeğe uygun görünmüyor. İmam cemaatla birlikte ve onların önünde arz-ı ubûdiyyet etmektedir. Onlardan bir adım önde bulunmasının ötesinde bir konumu yoktur. Namaz kıldıran imamın cemaata vesile oluşu şeklinde bir değerlendirmeye herhangi bir yerde rastlamış değilim.
- Tasavvufta herhangi bir sebepten dolayı daralma veya zorlukla karşılaşma anında tasavvuf büyüklerine sığınma vardır. "Yetiş ya Abdülkadir Geylanî" gibi. Eğer insanlardan birine sığınmak caiz olsa Peygamberimiz buna daha layık değil mi? Halbuki biz günde kırktan fazla Allah'a karşı: "Ancak sana kulluk eder, ancak senden yardım dileriz." diyoruz. Bunu izah eder misiniz?
- İstimdad; meded ve himmet beklemenin ne olduğunu bir önceki soruda açıklamaya çalıştık. Böyle bir sığınmanın aslında doğrudan Allah'a olması gerektiğini, belirttik. Buradaki sığınma, eğer insanlara yapılan bir sığınma olarak değerlendirilirse elbette Hz. Peygamber buna daha layıktır. Ancak buradaki sığınmayı beşere yapılan sığınma gibi görmemek gerekir.
Sûfîler istimdad ve istiane için Şeyhu'l-islam Kemalpaşazade'nin de Şerh Hadîs-i Erbaîn'inde naklettiği "İşlerinizde şaşkınlığa düşünce ehl-i kubûrdan yardım (istiane) isteyiniz." (bk. Keşfu'l-hafa, I, 85, hadis: 213) hadisini delil sayarlar. Ehl-i kubur, ölüler veya ölümü düşünerek kendilerini ölüm sonrasına hazırlayanlardır. İnsan dünya işine dalmaktan şaşkına dönünce, kabir ehlinin halini, ölümü ve ölüm ötesini düşünerek kendini toparlamak ve onların halinden kendi haline bir ibret yardımı alıp gönlünü Allah'a rabtetmek durumundadır. Ölüm rabıtası veya tefekkür-i mevt, insanı dünya lezzetlerine dalmaktan belli ölçüde korur. Çünkü hadis-i şerifte: "Dünya lezzetlerini unutturan ölümü çokça düşünün." (Tirmizî, Kıyame, 26; Nesei, Zühd, 31; İbn Hanbel, II, 293) buyurulmuştur. Şu halde istiane ve istimdad, kulluğa ruhî bir hazırlıktır. Allah'dan başkasından meded umma değildir. Fatiha'daki:"Ancak sana kulluk eder, ancak Senden yardım dileriz." lafzı cemaatle namaz kılarken de yalnız olarak kılarken de çoğul sigası ile okunur. Aslında o lafızda bile "biz içinizde bulunan iyilerle Senden yardım dileriz" anlamı vardır.
- Tasavvufta "vefatı anında insana imanlı gitmesi için şeyhinin yardımcı olacağı" söylenmektedir. Bu duruma göre Peygamberimiz'in amcası Ebû Talib'e vefatı anında iman telkin edip onun kabul etmediğini nasıl izah edersiniz? O alemlere rahmet peygamber iken amcasını cennete sokamamıştı. Şeyhler nasıl bu işi becerecekler, delilleriyle anlatır mısınız?
- Müminin mümine yardımı ancak dua ile olur. Şeyhin müridine vefatı sırasında îmanlı gitmesi için yapacağı tek şey, ona dua etmektir. Allah Teala'nın, müminin, kardeşine gıyabındaki duasını kabul edeceği hadislerde anlatılmaktadır. (bk. Tirmizî, Birr, 50) Allah Teala kulların birbirlerine olan halis dualarını reddetmediğine göre şeyhin müride duası müstecab olup kurtuluşuna vesîle olabilir. Soruda zikri geçen Ebû Talib örneği bu konuya uygun değildir. Çünkü Ebû Talib henüz îmana girmemiş bir kimsedir. İmana girmeyenin hidayete ermesi, ancak Allah'ın elinde olan bir husustur. Allah adeta bunu göstermek için bu olayı Kur'an'da anmıştır. (bk. el-Kasas. 28/56) Fakat mümin bir müridin, îmanını kurtarması için şeyhin dua ve himmeti, Ebû Talib örneğinden farklıdır. Hidayete erdirme konusunda hiç bir kimse peygamberlerden daha himmetli ve gayretli olamaz. Bu yüzden böyle şeyleri şeyhlerin olağanüstülüğü gibi görmek de göstermek de yanlış olur. Doğrusu sözün başında söylediğimiz gibi bunlar, dua berekatıyla meydana gelebilecek güzelliklerdir.
- Hz. Peygamber ashabına kendisini rabıta veya vesile ederek Allah'a dua etmelerini söylemiş midir? Örnekle açıklar mısınız?
- Peygamberimiz'in kendisini vesîle ederek dua etmesini emrettiğini gösteren şöyle bir rivayet vardır. Gözleri kapanan bir adam Peygamberimiz'e gelerek: "Ya Rasulallah gözlerim kapandı. Benim için dua buyur." dedi. Peygamberimiz şu karşılığı verdi: "Abdest al, iki rek'at namaz kıl, sonra da şöyle de: Allah'ım peygamberin Muhammet ile sana tevessül ediyorum. Ey Muhammed, gözümün açılması için senin şefaatçi olmanı istiyorum. Allah'ım onun hakkımdaki şefaatını kabul buyur." Ardından Hz. Peygamber şöyle ilave etti: "Bir ihtiyacın olduğu zaman hep aynısını yap!" Bu olaydan sonra adamın gözleri açılmıştır. (bk. Tirmizî, Deavat, 49; İbn Mace, İkame. 5; İbn Hanbel, IV, 138)
- İslamı yaşamada Kur'an ve sünnet dışında vesile aramak; mürşid-i kamili vesile edinmek caiz midir? Kur'an ve hadisteki delilleri nelerdir?
- İslam'ı kitap ve sünnet çizgisinde yaşamamıza yardımcı olacak bir mürşidi vesîle ve rehber kılmak elbette caizdir. Çünkü mürşid, insana Allah'a giden yolda canlı bir örnektir. O'nun denetim ve gözetiminde seyr u sülûk insanın ayağının sürçmesini önler.
Vesîle ve tevessülün cevazını gösteren deliller vardır. Nitekim Kur'an'daki: "Ey iman edenler, Allah'tan korkun, O'na yakınlaşmak için vesile arayın!" (el-Maide, 5/35) Vesîlenin ne olduğu hep tartışılmıştır. Amellerin Allah'a yakınlığa vesîle olduğu, amelle tevessül edip Hakk Teala'dan talepte bulunmanın cevazı hadis kaynaklarında "mağara hadisi" diye de geçen bir hadisten çıkarıldığı görülmektedir. Rivayete göre İslam'dan önce yolculuğa çıkan ve gecelemek üzere bir mağaraya giren, orada bulundukları sırada yağan yağmurdan meydana gelen sel sularının getirdiği bir kaya ile kapıları kapanan üç genç vardır. Bu üç arkadaştan herbiri yaptıkları bir ameli arzederek Cenab-ı Hakk'tan mağara kapısının açılmasını taleb etmişler ve her birinin duasıyla kapı biraz açılmış, ve nihayet sonuncuda kapı tamamıyla açılıp kurtulmuşlardır. (bk. Buharî, İcar, 12; Müslim Deavat, 101) Sünnette Hz. Peygamber'in hadislerinde şahıslara tevessülün cevazını gösteren örnekler vardır. (bk. Buhari, İstiska, 15; Tirmizî, Deavat, 49; İbn Mace, İkame, 5; İbn Hanbel, IV, 138) Yine Allah Rasûlü, fakir muhacirler hürmetine müslümanlara zafer ve yardım ihsan etmesini Allah'tan dilerdi. (bk. Taberanî, el-Mu'cemu'l-kebîr, I, 292)
Tevessül ya ibadet ve amellerle olur, ya da Hz. Peygamber, velî ve salih kişileri vesîle kılarak olur. Amellerin Hakk'a yakınlığa vesîle, Allah'ın rızasına ermede vasıta olduğunda şüphe yoktur. Hz. Peygamber'i vesîle almanın cevazı, kendi ifadeleriyle sabittir.
- Peygamberlerin, Kur'an'ın ve evliyanın şefaatları haktır. Ancak bunlardan dünyada iken şefaat istenilebileceğine dair bildirilmiş bir nass var mıdır?
- Sizin de belirttiğiniz gibi, hadislerde nebîlerin, alimlerin, şehidlerin ve siddîkların kıyamette şefaat edeceklerine ilişkin pek çok rivayet vardır. Yukarıda vesîle konusunda zikrettiğimiz şu hadis, dünyada da Allah Rasûlü'nden şefaat talebinin cevazını göstermektedir. Gözleri kapanan bir adam Peygamberimiz'e gelerek: "Ya Rasûlallah gözlerim kapandı. Benim için dua buyur." demişti. Peygamberimiz: "Abdest al, iki rek'at namaz kıl, sonra da şöyle de: Allah'ım peygamberin Muhammed ile sana tevessül ediyorum. Ey Muhammed, gözümün açılması için senin şefaatçi olmanı istiyorum. Allah'ım onun hakkımdaki şefaatini kabul buyur." demiş ve ardından Hz. Peygamber şöyle ilave etmişti: "Bir ihtiyacın olduğu zaman hep aynısını yap!" Bu olaydan sonra adamın gözleri açılmıştı. (bk. Tirmizi, Deavat, 49; İbn Mace, İkame, 5; İbn Hanbel, IV, 138)
Sûfiler, şefaat olayını genellikle bu dünyadan başlayarak devam eden bir iltifat-ı Nebî olarak görür ve "Şefaat ya Rasûlallah!" derken bu heyecanı duyarlar. Allah Rasûlü'ne salat ü selam getirirken adeta onunla yüzyüze, gözgöze olduklarını düşünürler. Çünkü Allah Rasûlü: "Bir kimse bana selam verince Allah bana rûhumu geri verir. Ben de onun selâmına mukabele ederim." (Ebu Davud, Cenaiz, 94) buyurmaktadır.

 
 

SAAT

 
 
  Sık Kullanılanlara Ekle
site içi özel arama (islam anahtarı )

Üye Girişi


Kullanıcı Adı:

Şifre:

Şifremi unuttum

kayıt ol

 

 
 
 
 

DUYURULAR

 

Duyuru Panosu

Kullanıcılarımız toplam 13224 mesaj gönderdiler
Toplam 473 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: bekir öztürk
üyemiz olmak için
buraya tıklayın
forumda sınırsız
paylaşıma
katılın

 

 

 
 

mediaplayer

Kur'an-ı Kerim Ziyafetleri
islamanahtarı radıo
radyo ve tv yayınları
ezgiler
şiirler
namaz öğreniyorum
mehter marşları
Belgeseller
filmler
klipler
tiyatrolar
kutsal yolculuk hacc
mealler
tefsir dersleri
kur'an öğreniyorum
İlahiler
ezan-ı muhammedi
nakşibendi cemaati
islami videolar
mübarek geceler
sevgili peygamberim
ilahi ve kasideler
hutbeler
eshab-ı kiram serisi
evliyalar serisi
silsile-i aliyye
cennet ve cehennem

 

 
 

menü




HZ.MUHAMMED (S.A.V)
Sitene Ekle
 
http://www.islamanahtari.com/
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol