ANA SAYFA
  FORUM
  DESTEK OLUN
  ALLAH C.C
  PEYGAMBER EFENDIMIZ
  KURAN-I KERIM
  PEYGAMBERLER VE ALIMLER
  YASIN-I SERIF MEALI
  NAMAZ- ABDEST
  HAC VE ONEMI
  ILMIHAL
  KIYAMET
  ADAB-I MUASERET
  MUBAREK GUN-GECE
  HURAFELER
  KISSADAN HISSE
  TESETTUR
  DINI SUALLER
  AKAIDE GIRIS
  DUALAR UZERINE
  ISLAM TASAVVUFU
  HADIS ELKITABI
  EL LU VEL MERCAN
  MERAK EDILEN KONULAR
  IDARECILIK BILGILERI
  SUNNET VE BIDAT
  AILE BILGILERI
  DINI PROGRAMLAR
  HARITA
  BEBEK ISIMLERI
  RESIMLER
  TARIHIMIZ
  MENKIBELER
  POWERPOINT DOSYALAR

Veda Hutbesi
Veda Hutbesi
Bismillahirrahmanirrahim

EY İNSANLAR!

Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.
İNSANLAR!

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.


ASHABIM!

Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.


ASHABIM!

Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz deAbdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

ASHABIM!

Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.


İNSANLAR!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

İNSANLAR!


Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki
hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.


MÜ'MİNLER!


Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur'andır.
MÜ'MİNLER!
Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...


ASHABIM!

Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

İNSANLAR!

Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

İNSANLAR!

Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.
İNSANLAR!
Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

"-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

Şahid ol yâ Rab!
Şahid ol yâ Rab!
Şahid ol yâ Rab!

Kütüphanem
yeni makale» 40 Hadis
yeni makale» Dua nedir? Çeşitli Dualar
yeni makale» Din Nedir?
yeni makale» İman Nedir? Nasıl edilir?
yeni makale» Adab-ı Muaşeret
yeni makale» Hz.Muhammed Hayatı
Makaleler
yeni makale bu gerçekten önemlimi?
yeni makale
aile bağlarını koparmak...
yeni makale
Avrulalı kadını taklit
yeni makale
yarım hoca dinden eder
yeni makale
Gençliğin intihar koşusu
yeni makale
beşik ile kabir arası
yeni makale 
Ezanda geçen Haydin ...
Adab-ı Muaseret
yeni makale» Selamlasma Adabi
yeni makale» Saygı Adabı
yeni makale» Kardeşlik Adabı
yeni makale» Komşu Adabı
yeni makale» İzin İsteme Adabı
yeni makale» Yemek Adabı
yeni makale» Elbise Adabı
yeni makale» Doğruluk Adabı
yeni makale» Sır Tutma Ahlakı
Namazlar(Resimli)
yeni makale» Namazın Kılınışı Resimli
yeni makale» Namaz sureleri
yeni makale»
Cuma Namazı Kılınışı
yeni makale»
Bayram Namazı
yeni makale»
Cenaze Namazı
yeni makale»
Kaza Namazı
yeni makale» yolcu namazı
yeni makale»
Sehiv Secdesi (Unutma Secdesi)
Abdest (Resimli)
yeni makale» Abdestle ilgili Bilgiler
yeni makale»
Abdest Alınışı Resimli
yeni makale»
Abdesti Bozan ve Bozmayan yeni makaleDurumlar
yeni makale»
Gusülle ilgili Bilgiler
yeni makale»
Teyemmüm Bilgiler
yeni makale»
Teyemmüm Resimli
Mubarek Gün-Gece
yeni makale» Kadir Gecesi
yeni makale»
Mevlüt Kandili
yeni makale»
Regaib Kandili
yeni makale»
Miraç Kandili
yeni makale»
Beraat Kandili
yeni makale» Üç Aylar
yeni makale» Kandil Mesajları
Kıssadan Hisse
yeni makale» 33 ADIM
yeni makale»
86400 Saniye
yeni makale»
Hüzün
yeni makale»
İcki Icmek
yeni makale»
Sakat Köpek
yeni makale»
Kirlangic
yeni makale»
Sevgi Agaci
yeni makale»
Yaban Kazlari
Önemli Dini Bilgiler
yeni makale» Oruç ile ilgili Bilgiler
yeni makale» Zekat ile ilgili Bilgiler
yeni makale» Hac ile ilgili Bilgiler
yeni makale» Kurban ilgili Bilgiler
yeni makale» VEDA HUTBESİ
Hurafeler
yeni makale» SiHiR = BÜYÜ
yeni makale» Çaput Bağlamak
yeni makale» MUSKA
yeni makale» Mum Yakmak
yeni makale» Kurşun Dökmek
yeni makale» Fal Açmak
yeni makale» Günlerin Uğursuzluğu


www.islamanahtari.tr.gg

1-Âfetü’l ilmi en nisyanü: İlmin afeti unutmaktır.
************************
2
-Ettuhuru şatru’l iman: Temizlik imanın yarısıdır.
************************
3-A’kilhâ ve tevekkel: (Deveyi) bağla ve tevekkül et.
************************
4-Sûmû tesihhû: Oruç tutun, sıhhat bulun.
**********************
5-Es-salâtü imâdü’d dini: Namaz dinin direğidir.
*************************
6-Talebü’l helali cihadün: Helal peşinde koşmak cihaddır.
******************************
7-El-kelimü’t tayyibetü sadakatün: Güzel söz sadakadır.
***************************
8-El cennetü tahte zılâli’s süyuf: Cennet kılıçların gölgesi altındadır.
*************************
9-El mecalisü bi’l emaneti: Meclislerdeki sözler emanettir.
***************************
10-Ed-dellü alel hayri kefailihi:Hayra vesile olan yapan gibidir.
****************************
11-El cennetü dâr-ül eshıya: Cennet cömertler yurdudur.
*************************
12-Es- savmü nısf’us sabr: Oruç sabrın yarısıdır.
************************
13-Es sabru nısf’ul iman: Sabır imanın yarısıdır.
***********************
14-Et tebessümü sadakatun: Tebessüm etmek sadakadır.

************************
15-Es sabru miftahul ferec: Sabır, başarının anahtarıdır.
************************
16-Es sabru ınde sadmetül ula: Sabır, musi,betin ilk anındakidir.
************************
17-Efdalü’l ibadeti edvamuha: İbadetin efdali devamlı olanıdır.
************************
18-El Kur’anü hüved deva: Kur’an, sırf devadır.
************************
19
-Men samete reca: Dilini tutan kurtuldu.
************************
20-Re’sü’l hikmeti mehafetullah: Hikmetin başı Allah korkudur.
************************
21-El idetü atiyyetün: Vaad edilen verilmelidir.
************************
22-Ed duaü silahu’l mümin: Dua müminin silahıdır.
************************
23-İsmah yusmah leke: Müsamaha et ki sende göresin.
************************
24-Es salatü nur’ul mümin: Namaz müminin nurudur.
************************
25-En nedametü tevbetün: Pişmanlık tövbedir.
************************
26-El mescidü beytü külli takiyyin: Mescid, takva sahiplerinin evidir.
************************
27-Ed dinü en nasiha: Din nasihattir.
************************
28-Ed duaü hüvel ibadetü: Dua ibadettir.

 

************************
29-El cümuatü haccü’l mesakin: Cuma fakirlerin haccıdır.
************************
30-Hüsnü’s suali nısfu’l ilim: Güzel soru, ilmin yarıdır.
************************
31-Es selamü kable’l kelam: Önce selam, sonra kelam.
************************
32-İzâ gadibte fe’skut: Öfkelendiğinde sus.
************************
33-Kesretü’d dahiki tumitül kalb: Çok gülmek kalbi öldürür.
************************
34-Es savmu cünnetün: Oruç kalkandır.

35-Es subhatü temneu’r rızk: Sabah uykusu, rızka engeldir.
************************
36-El hamrü ummü’l habais: İçki, kötülüklerin anasıdır.
************************
37-Zina’l uyûni en nazaru: gözlerin zinası bakmaktır.
************************
38-El kanâatü mâlün la yenfedü: Kanaat bitmez bir sermayedir.
************************
39-El hayaü minel iman: Hayâ(utanma duygusu) imandandır.
************************
40-El mer’ü ala dini halilihi: Kişi, arkadaşının dini üzeredir.
www.islamanahtari.com
huzurlu adresiniz

SEVGILI PEYGAMBERIM 1-1

Sevgili Peygamberim KitaplarıSEVGİLİ PEYGAMBERİM
CİLT 1 SAYFA 1

 

Kıymetli Okuyucumuz,
Elinizdeki bu seri ile Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamın mübarek hayatlarını
anlatmaya çalışıyoruz.
Metin tekrar tekrar yazılıp gözden geçirilerek nihai şeklini almıştır. Kitabı
telifindeki bu titizliğe eş olarak teknik cephesi ile de mükemmel hale getirmeye
çalıştık.
Eser, çocuk, genç, yetişkin her yaştaki insanın zevkle okuyup, rahatlıkla
istifade edebilmesi için akıcı, berrak ve şiirli bir üslubla yazıldıktan başka
san'at eseri kıymetinde resimlerle süslenmiştir. Resimlerde dini ölçülere aykırı
bir tarf olmadığını hemen hatırlatmalıyım.
Asırlardan beri Sevgili Peygamberimizin hayatını mevzu edinen birbirinden üstün
siyer-i nebi'ler kaleme alınmıştır. Şüphesiz her mümin için en ileri ideal,
beşer kudreti nisbetinde O'nu en güzel şekilde anlatmaktır.
Kainatın baş tacının hayatını bugün de tafsilatı ile bilmekte mutlak zaruret
vardır.
O'na muhtaç ve O'na hasretiz.
Ebedi rahberimiz Sevgili Peygamberimizdir.
Varlığımızı ve kurtuluşumuzu O'na borçluyuz.
Allahü teala, bir hadisi kudside "Sen olmasaydın, Sen olmasaydın hiç bir şeyi
yaratmazdım" buyurmakta.
İslam uleması, "Muhammed aleyhisselam, dünya yaratıldığı günden, kıyamet
kopuncaya kadar gelmiş ve gelecek bütün varlıkların her bakımdan en üstünüdür"
değişmez hükmünü koymuştur.
İmam-ı Rabbani Hazretleri de "Müjdeci Mektuplar" ismi ile türkçeye tercüme
edilen Mektubat'ın birinci cildi kırkdördüncü mektubunda şu haberi veriyor:
"Bütün insanlığın en üsütün olan böyle bir Peygambere inanan ve O'nun yolunda
giden kimse, elbette Ümmetlerin en iyisi olur. O'na inanmayan, O'nu anlamayan,
kendileri gibi sanan insanların en bedbahtıdır"
Hazırlayan ve okuyanların yüce Peygamberimizin şefaatine kavuşmaları duası ile.
Enver Ören
Türkiye Gazetesi Sahibi


 
SEVGİLİ PEYGAMBERİM
 
Yemen, Habeşistan Krallığına bağlı bir valilikti. Kısa boylu, şekilsiz, hilekar
ve ihtiraslı biri olan vali Ebrehe, eyaletinde yaşayan arapların her sene akın
akın Kabe'yi ziyaret için Mekke'ye gitmelerine sinirleniyordu. Bu sebeple, bu
koyu hırıstiyan, San'a şehrinde devrin en namlı mimar ve ustalarına gayet süslü
gösterişli büyük bir kilise yaptırdı ve ismini "Kuleys" koydu.
Bunun ardından da Habeş Kralı'na mektup yazarak arapların şimdiden sonra hac
için ancak "Kuleys"i ziyaret edebileceklerini; Mekke'ye gitme maksadıyla hiç
kimseye izin vermeyeceğni zira bu yüzden ülkesinin büyük maddi zararlara
uğrıdığını bildirdi... Böylece kralın da izin ve desteğini almıştı...
Ebrehe'nin kararı, az zamanda her tarafa yayıldı... Böyle bir engelleme niyeti
Yemen'li arapları fena halde öfkelendirmişti. Nukayl isminde bir yerli, Kuleys
kilisesine girerek orada ibadet ediyormuş gibi üç gün-üç gece kaldıktan sonra
kimsenin olmadığı bir zamanda vurdu, kırdı, içeriyi harabeye çevirdi ve
ihtiyacına yaparak kirletti ve kayıplara karıştı. Ebrehe ağır bir hakarete
uğramıştı.
Bir grup arabın kaza sonucu çıkardığı yangınla kilisenin tahta bölmeleri de
yanınca vali, iyice küplere bindi.. Ebrehe'nin intikam kararı işitilmemiş
cinstendi..
Kabe'yi yıkıp yerle bir etmek, enkazı fillerle Yemen'e taşımak ve Mekkelileri
esir almak için dörtbin Fil ve üçyüzbin Habeşliden kurulu ordusu ile harekete
geçti.
Düşmanın, Mukaddes Kabe'yi yıkmak üzere gelmekte olduğunu öğrenen Kureyşlilerin
keyfi kaçmıştı. Bunun üzerine Mekke Emiri Abdülmuttalib, içlere su serpici şu
kısa konuşmayı yaptı:
-Ey Kureyş kabilesi; endişeye kapılıp, huzurunuzu bozmayın!... Yemen ordusu
gelip Kabe'yi yıkamaz; Kabe'nin sahibi vardır. Onu koruyacağından şüpheniz
olmasın. Ama ferman-ı ilahi böyle ise kim mani olabilir?
Peygamberimizin dedesi Abdülmuttalib, o günlerde gördüğü bazı rüyaları kendine
göre tabir ederek böyle diyordu; ama aslında O'nun da kalbi rahat değildi...
Bir müddet sonra Mekke çevresine gelen düşman öncüleri, arapların koyun ve
develerini alıp götürdüler. Götürülenler arasında Abdülmuttalib'in dörtyüz seçme
devesi de bulunuyordu.
Abdülmuttalib, düşmana elikolu bağlı teslim olmak için Kureyşli yiğitlerle
beraber silahlanıp, pusatlanarak cins arap atlarına binip vakit kaybetmeden
Sebir dağana çıktılar.
Dağda insanı hayret ve hayranlığa düşüren bir olay meydana gelid.
Adem aleyhisselam'dan beri aziz Peygamberimiz'in atalarının birinden diğerine
geçe geçe en sonunda dedelerine ulaşan "Muhammed nur", Abdülmuttalib'in alnında
ayın ondördü gibi parlayıp ışık saçmaya başladı. Öye ki bu parlak ışık
aşağılarda gecenin karanlığana bürünen Mekke'nin üzerine kadar yayılıyordu.
Nurun alnında yine bütün güzellği ile belirmesi üzerine, Abdülmuttalib, silah
arkadaşlarına:
-Dönün! dedi. Şehrimize gidiyoruz. Zafer bizimdir! Bu nur ne zaman alnımda
işımışsa o dem düşmana
galip gelmişizdir.
Mekke önlerine gelmelerinden az zaman sonra Ebrehe, beldeyi teslim alıp,
Kureyşlileri yerlerinden, yurtlarından sürüp atması için yardımcılarından biri
komutasında asker gönderdi. Kureyş emiri Abdülmuttalib'le yaptığı görüşmede
O'nun heybetinden komutanın aklı başından gitti, dili dolaştı ve olduğu yere
yığıldı. Boğazlanan bir dana gibi böğürüyordu.
Biraz sonra korkusu yatışan düşman komutanı, kendini toparlayınca yeri öptü ve
Abdülmuttalibe:
-Kureyş'in en üstünü olduğun besbelli. Buna bütün kalbimle inanıyor ve şahid
oluyorum, dedi...
"Mekke fatihi" olmak hayali ile gelen Ebrehe'nin adamı, muhatabının nurlu yüzü
ve ciddi halinden ürkmüştü. İşte şimdi yerlere kapanmış vaziyette böyle
konuşuyordu.. Hiç bir şey yapamadan askerleri ile beraber yüzgeri edip oradan
savuştular...
Abdülmuttalib, develeri istemek üzere Ebrehe'nin konakladığı Taif'e gitti.
Mağrur kumandana Kureyş reisinin geldiğini haber verdiler. Ebrehe,
Abdümuttalib'i görünce elinde olmayarak ayağa kalkıp baş köşeye oturttu ve ne
istediğini sordu. Abdülmuttalib:
-Adamların develerimi götürmüş; emir ver de iade etsinler!..dedi. Ebrehe:
-Ben buraya Kabe'yi yıkmak için geldim!!! Bu mes'ele üzerinde hiç durmuyorsun da
develerini istiyorsun! şeklinde konuşunca Abdülmuttalib, Valinin ne demek
istediğini anlamıştı:
-Develer benim olduğu için istiyorum; Kabe ise "Allah'ın evi"dir. Yüce Allah,
O'nu düşmanın şerrinden muhafaza eder, dedi.
Bu konuşmalar olurken Ebrehe'nin "Mahmude" ismindeki ak renkli, en gözde fili
oraya getirilmişti. Diğer filler öğretildiği biçimde Ebrehe'ye bir takım
bağlılık hareketleri yaptıkları halde bu hayvan böyle davranışlara hiç
yanaşmadı.
Ak fil, Abdülmuttabib'i görünce deve gibi çöküp sevgi gösterisi yapmaya başladı.
Filin hareketi şaşkınlık uyandırmıştı. Bir müddet herkes konuşmayı unutmuş gibi
sustu. Allahü teala, dile gelmesine izin verince fil, açık bir ifade ile, Kureyş
liderinde gördüğü "Son Peygambere ait nur"a selam verdiğini söyledi...
Ebrehe, develeri sahibine iade etti; fakat Abdülmuttalib'in "Mekke mallarının
üçte birini verelim bizlerle uğraşmaktan vaz geçerek geri dönün" teklifini kabul
etmedi.
Teklifi reddedilen Mekke emiri, şehrine dönerek, Kabe'ye geldi ve kapının
kulpundan tutarak yaklaşan tehlike için yana yana Allah'a yalvarmaya başladı.
Düşman, Ebrehe'nin komutasında en önde meşhur ak fil olduğu halde sırtlarına
süslü ve pahalı kumaşlar atılı filler, hücuma hazır askerlerle iyice Mekke'ye
yaklaştı... Şehirde rahatsızlık son noktadaydı.
Tam bu sırada hiç beklenmedik bir şey oldu. "Mahmude" Mekke üzerine yürümüyordu.
Halbuki Ebrehe, her harpte olduğu gibi bu defa da büyük işler başaracağını ümid
etmişti. Hayvanı döğmelerine, üstünde değnekler kırmalarına, her yolu
denemelerine rağmen adım attırmadılar.
Yemen ordusu bu mücadelede iken gökyüzü "Ebabil" denilen ve bu bölgede daha önce
görülmemiş siyah renkli, yeşil boyunlu, ufak gagalı, uzun ayaklı dağ
kırlangıçları ile doldu. Kuşların gagaları ile ayaklarında nohuttan küçük
mercimekten büyük taşlar vardı ve her taştan bir düşmanın ismi yazılışdı.
Kafileler halinde gelerek önce Kabe-i Şerif'in etrafında uçup tavaf yaptılar,
sonra düşmanı taş yağmuruna tutmaya başladılar.
Kuşlar, taşı yukarıdan bıraktıça isabet alan askerin tepesinden girip ayağından
çıkarak onu hemen öldürüyordu. Hatta süvari olanların atları ile beraber canı
çıkıyordu.
İstilacı orduda müthiş bir bocgun başladı. Etleri lime lime dökülerek ölüyor;
Ebrehe de içlerinde olduğu halde perişan bir vaziyette Yemen'e doğru
kaçıyorlardı.
Fakat, düşmanı havadan takip ederek kovalayan bu minik kuşlar, firarilerin de
çoğunu öldürdü. Kaçanlardan bir kısmı yollarda telef olmuş; kurtulanlar anca
yemen'de nefe alabilmişti. Mağrur Ebrehe başşehir San'a'ya varabildi ama cüzzam
hastalığına yakalanmıştı. Parmak uçlarından kan ve irin akıyordu. Parmakları
çürüyüp düştü ve bir müddet sonra yüreği çatlayarak feci şekilde öldü.
Ebrehe'nin yardımcısı ise kaça kaça ta Habeşistan'a gelmiş, olanları bir bir
krala hikaye ediyodu. Kral:
-Bunlar ne biçim kuşlarmış ki hep seçme askerleri öldürmüş? diye hayretini
açıklarken bir kuş vali muavininin başı üstünde dönmeye başladı.
-İşte, dedi adam, bu kuşlardan, bu kuşlardan!.. Cümleyi yeni bitirmişti ki, o da
bir Ebabilin attığı taşla oracıkta öldü...
Binlerce asker ve Mahmude'den başka bütün filler ölmüştü. Birkaç gün sonra insan
ölüsü ve hayvan leşleri dayanılmaz bis bir koku yaymaya başladı. Mekke yaşanmaz
olmuştu. Bunun üzerine Abdülmuttalib, Kabe'ye giderek Cenab-ı Hakka bu kokudan
kurtulmak için dua etti.
Duanın peşinden öyle müthiş bir yağmur yağdı ki ırmaklar gibi kabaran seller,
ceset ve leşleri alıp götürdü.
Kureyş kabilesi, doğumuna iki ay kadar bir zaman kala iki cihanın baş tacı
Sevgili Peygamberimiz'in Allah katındaki eşsiz hatırından dolayı büyük bir
düşman tehlikesini atlattığı gibi, kaçan ordunun geride bıraktığı mallara da
ganimet olarak sahip olmuştu.
Ebrehe'den sonra iki oğlu yerine valilik yapmışsa da bu saltanat, kısa sürmüş ve
tacı tahtı batıp gitmiştir.
Araplar, bu vak'anın geçtiği tarihe "Fil yılı" ismini vermiş ve Kureyş'in Allah
indinde makbul olduğuna kanaat getirerek bu kabileye ilişmemeye başlamıştı.
BÜYÜKBABA
Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve resulüh
Şeybet'l-Hamd...
"Abdülmuttalib" diye bildiğimiz büyük babanın asıl ismi.
Babası Haşim, O dünyaya gelmeden evvel bir yolculuk sırasında Filistin'in Gazze
şehrinde vefat etmişti. Doğduğu zaman saçı bembeyaz olduğu için arapçada "ak
saçlı" manasına gelen "Şeybe" kelimesinin ilavesi ile ismini Şeybetü'l Hamd
koymuşlar.
Meşhur ismi Abdülmuttalib, "Muttalib'in kölesi" demek...
Kçük Şeybe, Medine'de annesi ile beraber dayısında kalıyor. O'nu dayısının
çocukları ile ok atar, gezip oynarken görenler, alnının parlaklığını, halinin
güzelliğini hemen farkeder ve başka bir sülaleye mensup olduğunu anlarlardı.
Şeybe'nin hal ve tavrındaki üstünlük Kureyş'in lideri amcası Muttalib'e haber
verildi...
-Ah, dediler. Kardeşin Haşim'in oğlunu bir görsene! Babasına olan benzerliğine
şaşarsın. Aynı emsalsiz üstünlük, aynı tarifsiz güzellik.
Muttalib, o güne kadar yeğenini hiç görmemişti. Bir deveye binerek Medine yolunu
tuttu. Medine'ye vardığında Şeybe'yi kapılarının önünde çocuklarla birlikte
oynuyor buldu, kimseye sormadığı halde yeğeninin hangisi olduğunu bildi ve bir
müddet yaşlı gözlerle çocuğu uzaktan seyretti. Daha sonra bu anı tasvir eden
dokunnaklı şiirler de yazacaktır.
Muttlib, Şeybe'yi yanına çağırarak kendini tanıttı. Ve O'nu sevip okşadı.
Birlikte annesi selma'ya gittiler. Muttalip, Şeybey'yi yanına çağırarak kendini
tanıttı. Ve onu sevip okşadı. Birlikte annesi Selma'ya gittiler. Muttalib,
Şeybe'yi de Mekke'ye götürmek üzere yengesinden müsaade aldı...
Amca-yeğen uygun bir vakitte Mekke yoluna koyuldular...
İşte Muttalip, devesinin üstünde, arkasında da yeğeni küçük Şeybetü'l Hamd
olduğu halde Mekke'ye giriyorlar. Deve, kaygısız gözlerle sağı solu tarar,
ahenkli adımlarla başı dik yürürken, Muttalip tanıdıklarla selamlaşıyor. Az
sonra terki deki çocuğu kasdederek:
Bu çocuk kim ya Muttalip? deniyor.
Merak ve samimiyet sebebi ile sorulan suale Muttalip ne demeli?...
"Biraderimin çocuğu" dese "koca Mekke Reisi yeğenini nasıl gezdiriyor!" diye
dedikodu yapılacak. Bir kaç saniyelik tereddütten sonra:
-Kölem, diyor dostlarına.
Şeybe bundan sonra, "Abdülmuttalip" diye tanınmaya başlandı. "Muttalibin kölesi"
yani. Gerçi Muttalip, kısa zaman içinde öksüzün giyim kuşamını düzeltti;
Şeybe'yi "yeğenimdir" diye takdim etti ama, O, hep "Abdülmuttalip" olarak
bilindi...
Abdülmuttalip misk kokulu.
Evet miskler gibi kokuyor. Alnında pırıl pırıl Muhammedi nur, hayır ve bereket
vesilesi. Ne zaman Mekke'de kuraklık olsa rica ediyorlar; Abdülmuttalip'le
birlikte Sebir dağına çıkılıyor. Yalvarma göz yaşı ve sağnak sağnak yağmur.
Şeybetü'l Hamd sekiz yaşınna geldiğinde Muttalip dünyasını değiştirdi ve O'nun
yerine Abdülmuttalip, milletine emir oldu.
Yüzkırküç yıllık ömründe herkes O'nu sevdi.. İnsanlar gönüllü olarak idaresine
girrerdi. İran Kisrası hariç yabancı devlet başkanları O'nun fazilet ve
büyüklüğünü teslim eder ve hürmet duyarlardı. Asrının en büyük devlet reisi
kabul ediliyordu.
Bütün bu misk kokuların; bu iyilik ve güzel hasletlerin sebebi Kainatın
Efendisine ait nur...
İşte peygamberimizin dedesi bu! Hayatı ve bir bir hakikat olan rüyaları ile
O'nun geleceğini müjdeleyen insan...
Daha pek genç olduğu sıralarda, bir gün Kabe yakınlarındaki evinde uyuyor;
uyandığında halinde bir gariplik seziyor. Erginleşmiş, daha bir güzelleşmiş ve
gözleri sürmeli. Bir anda büyük değişme!.. Bir kahinden olayın izaha
kavuşturulması isteniyor:
-Hemen evlenmelisin! Gök tanrısı böyle istiyor, diyor kahin.
Abdülmuttalip, iki kere evlendi; ama olmayan "gök tanrısı" istediği için değil.
Cenab-ı Hak öyle takdir ettiğinden.
ilk hanımından oğlu Haris dünyaya geldi. Ve bundan dolayı O, "ebu Haris" künyesi
ile anılır oldu.
Birinci hanımı vefat edince bu sefer Fatma binti Ömer ile izdivaç etti...
Abdülmuttalip, yine bir gün odasında iken ani bir uyku bastırması ile
uyuyakaldı. İçinden çok şey saklı olan müthiş bir rüya görüyor. Uyandığında
rüyanın derinden derine tesirinde. Sarsılıyor... Ne dese nasıl yorumlasa acaba?
En iyisi yine bir kahinin kapısını çalmak. Cinlerle bilgi alışverişindeki bu
kahinler, kendilerine has usullerle gelecekten haber veriyorlar... Abdülmuttalip
anlatıyor; sabit bakışlı donuk ve soğuk yüzlü, gramla konuşan, tebessüm nedir
bilmeyen kahin dinliyor.
Belimden bir beyaz zincir çıktı. Bir ucu en doğuya bir ucu en batıya, bir ucu
gökyüzüne, bir ucu yerin dibine uzanıyordu. Şaşkın bir halde zincire bakıyordum
ki bu kere de yeşil bir ağaç oldu. Zincir ağaç haline gelmişti. Dünyada kaç
türlü meyve varsa hepsi bu ağacın dallarından sarkıyordu. Ağaç aynı zamanda nur
fışkıran bir ışık seli. Işığı, güneşi bile bastırıyordu. Araplar ve arap
olmayanlar bu ağaca secde ediyordu. Giderek ağacın parlaklığı daha da çoğaldı.
Kureyş kabilesinden mbir cemaat ağacın dallarından tutundular.Bazı Kureyşliler
ise ağcı kesmek için bir araya geldiler.
Birden ortaya çok güzel yüzlü bir insan çıktı. Bu kadar güzel simalı birini hiç
görmemiştim. Bu güzel insan, ağacı kesmek isteyenlerin gözlerini çıkardı. Ağacın
nurundan almak için elimi uzatırken güzel adama da:
-"Bu ağacın nuru kime kısmet olur?" diye sordum.
-"Kim bu ağacın dallarına yapışırsa ona!" dedi.
-"Siz kimsiniz" dedim.
Biri:
-"Benim ismim Nuh'dur" dedi.
Öbürü:
-"Benim ismim de Halil İbrahim'dir" dedi.
Sonra da?
-"Ey Abdülmuttalib, bu ağç o kadar mübarek, o kadar şereflidir ki, kandan kana
geçerek baba ve dedelerinden sana kavuştu haberin olsun..." dediler.
Abdülmuttalip, rüyasını anlatıp bitirdiğinde kahinin benzi sarardı, yüzü daha
kasvetli bir hal aldı. Demek ki korktukları zaman geliyordu... Bir müddet
sustuktan sonra zor işitilir bir yavaşlıkla rüyayı tabir etmeye başladı:
-Neslinden bir büyük insan gelecek ve O'nun kurduğu nizam ebedi olarak
yaşayacak... Nuh Peygamberin görünmesi şuna delalet ediyor; O zata karşı
gelenler Nuh ümmetinin asileri gibi bela denizinde boğulacaktır..
İbrahim Peygamber ise bir müjdeye işarettir. O'na tabi olanlar, Allahın "dostum"
dediği İbrahim Peygamber'in sevdiklerinden olurlar.
Peygamberimizin babaannesi Fatıma binti Ömer, Abdullah'a hamile kalınca, "nur"
büyükbaba Abdülmuttalib'ten Fatıma'nın alnına geçti. Bundan da Abdullah doğunca
O'nun güzel alnına taşınacaktır...


SONRAKİ SAYFA>

 
 

SAAT

 
 
  Sık Kullanılanlara Ekle
site içi özel arama (islam anahtarı )

Üye Girişi


Kullanıcı Adı:

Şifre:

Şifremi unuttum

kayıt ol

 

 
 
 
 

DUYURULAR

 

Duyuru Panosu

Kullanıcılarımız toplam 13224 mesaj gönderdiler
Toplam 473 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: bekir öztürk
üyemiz olmak için
buraya tıklayın
forumda sınırsız
paylaşıma
katılın

 

 

 
 

mediaplayer

Kur'an-ı Kerim Ziyafetleri
islamanahtarı radıo
radyo ve tv yayınları
ezgiler
şiirler
namaz öğreniyorum
mehter marşları
Belgeseller
filmler
klipler
tiyatrolar
kutsal yolculuk hacc
mealler
tefsir dersleri
kur'an öğreniyorum
İlahiler
ezan-ı muhammedi
nakşibendi cemaati
islami videolar
mübarek geceler
sevgili peygamberim
ilahi ve kasideler
hutbeler
eshab-ı kiram serisi
evliyalar serisi
silsile-i aliyye
cennet ve cehennem

 

 
 

menü




HZ.MUHAMMED (S.A.V)
Sitene Ekle
 
http://www.islamanahtari.com/
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol